30 Mart 2015 - 10:46
Emperyalist Batı ve Saray Despotları!

Normal şartlarda birbirlerini yiyen Arap despotlarının aniden yekvücut olup Yemen halkının başına bomba olup yağmalarının sebebi, sizce sadece Şiî Husiler midir?

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Şiî Husiler ile birlikte aslında bütün dünya halkları da aynı soruyu soruyor: Yıllardır Gazze’yi yerle bir eden, binlerce Filistinli çocuğu, kadını, yaşlıyı, genci öldüren, şehirleri viran eden İsrail’e karşı birer fino, birer zağar olup susan bu saray despotları, ne oldu da ansızın Yemen halkına karşı birer aslan kesildiler?

Afganistan’ı, Irak’ı gökten bomba yağdırıp, yerden tankıyla topuyla vurup yüz binlerce insanı katlederek demokrasi götüreceğini söyleyen Amerika Birleşik Devletleri, nasıl oluyor da demokratik hakkını kullanarak bir halk devrimi gerçekleştirmek isteyen Yemen halkını, demokrasi ve insanlık düşmanı saray despotlarına altın bir tepside yem olarak sunuveriyor?

Nasıl oluyor da “Darbe evhamıyla yatıp, darbe korkusu pompalamakla kalkan” Recep Tayyip Erdoğan, kendi halkına bir taraftan seçilmişlerin faziletlerini anlatırken, öte taraftan Suudi hanedanına özenip lüks saraylarda yaşayan ve hükmeden, astığı astık kestiği kestik bir hükümdar olmak için çırpınıyor?

Kayıtsız şartsız Tayyipçi kesilen Sünnî Müslümanlar, “Ya reis, hani bizim bir Rabia’mız vardı? Hani biz, Esma diye ağlıyor, dört parmak işaretiyle bize katılmayan herkesi darbeci diye yaftalıyor, Mursici falan takılıyor, meydanlarda ‘darbeci Sisi’ naraları atıyorduk! Ne ara sen değiştin de darbeci Sisi’ye kuyrukçu yazıldın?” diye hiç sormazlar?

“Hadi reis, anladık, sen Sünnîci’sin de! İsrail ve ABD ne ara Sünnî veya Sünnîci oldular?”

Suriye’de rejimi sen değiştirip yerine “Emevî artığı bir yapay Sünnî devleti” kurmak isterken, kuramayınca on binlerce ruh hastası sapık katili Suriye’ye doldururken ve onların eline verdiğin silahlarla dökülen kana sen de dirseğine kadar batarken iyi oluyor da…

Yemen halkı üzerinde siyasi etkisi olan İran yanlılarının aslında kan dökmeden bir sivil devrim yapması seni niye çıldırtıyor?

Siyonist İsrail, Gazze’yi yerle bir ederken; halkın gözünü boyamak için çıkıp meydanlarda bağırıp çağırıyorsun. İsrail’e, Arap despotlarına, ABD’ye güya verip veriştiriyorsun. Ne güzel!

İsrail yakıp yıkmaya, ABD onun arkasında durmaya, Arap despotları saraylarında suspus oturmaya devam ederken de; bir tek İran Gazze’nin arkasında duruyor. Senin gibi göstermelik durmuyor üstelik. Siyonistlerin bütün gayretlerine rağmen silah ve mühimmat akışını kesmeden, mali yardımı aksatmadan gerçek bir dost gibi dimdik bir kale gibi duruyor…

Şimdi İran’a karşı sözde bir Sünnî blok oluşturan Arap despotlarının arkasında da ABD ve İsrail duruyor. Hatta ha bire arkadan iteliyorlar da…

Sen de kalkıp alelacele bir açıklamayla Sisi’ye kuyrukçu olmak istiyorsun… Ama bak, yine seni kaale almadılar. Ne bir temsilcini kabul ettiler, ne de fikrini sordular…

Halkın parasıyla beslediğin trollerinle baş başa kaldın yine…

***

Tarihin akışı içerisinde geldiğimiz noktada; birçok şeyi hayretler içerisinde şaşırarak izlesek de, aslında bunların bir plana, bir programa dahil olarak peyderpey vizyona sürüldüğünü de birçoğumuz biliyoruz…

Emperyalist Batı, liderliğini ABD’nin yaptığı tek kutuplu bir dünya kurmak istiyor. Ve o dünyanın her metrekaresinde onların hükmünün geçtiği, onların borusunun öttüğü bir düzen…

Onlar için, amaca giden yolda her türlü aracı en aşağılık bir şekilde dahi olsa kullanmak mubahtır… Bu, bir Batı klasiğidir. Yüz yıllar önceden benimsenmiş bir İngiliz, bir Fransız prensibidir.

Demokrasi ve insan hakları, onlar için bazen takmak zorunda oldukları bir maskedir. Hak, hukuk, adalet elbette gereklidir ama sadece onların vatandaşları içindir. Dünyanın geri kalanı, onların refahı ve çıkarları için hizmet etmelidir…

Ettiriyorlar da…

Bakın şu Ortadoğu ve Kuzey Afrika coğrafyasına… Tam 22 Arap devleti var…

Hepsinin de başında bir Amerikan uşağı, bir kukla, bir korkak yaratık…

Bir kukla dediğime bakmayın, lâfın gelişi o…

Her kuklanın bir hanedanı var. Yüz milyarlarla doların telaffuz edildiği petrol zengini Arap şeyhleri…

İçlerinde istisna olanlar da var. Yani petrolü olmayan Arap ülkeleri bunlar. Olsun, petrolü yok ama diğerlerinden hiç de geri kalmayan despotları, lüks ve şaşaa içinde yaşayan saray mensupları var…

Varsın Gazze halkı, Siyonist bombaların altında açlıkla boğuşsun; bunlar için dert değil…

***

Aslında birçoğumuz biliyoruz ve gittikçe de çok iyi anlıyoruz ki; tek kutuplu bir dünyanın önünü kesecek tek bir devlet ve başında cesur bir lideri var…

Emperyalist Batı ve onların kuklalarının el ele vererek yıkmaya çalıştıkları Rusya ve devirmek için her türlü oyunu mubah gördükleri Vladimir Putin…

Ekonomisi güçlü bir Rusya, aynı zamanda Batı ile nükleer silahlarda atbaşı gidebilen bir Rusya, bunların korkulu rüyalarıdır…

Batı, yıllardır Rusya ve Putin üzerine oyun üstüne oyun oynamaya çalışıyor. Önce Gürcistan halkını kandırdılar. Onların masum demokratik taleplerini birer politik oyuna çevirip Rusya’ya karşı silaha dönüştürmeye çalıştılar…

Daha sonra aynı oyunu Ukrayna’da oynadılar. Ukrayna halkının talepleri de masum ve demokratik taleplerdi. Fakat Batı, kendi menfaatlerini bu masum taleplerin de önüne çıkarmaya çalıştı. Amaçları Rusya’yı zayıflatmak, Putin’i düşürmek ve Boris Yeltsin örneğinde olduğu gibi Batı’ya teslim olmuş bir lider ve yine Batı’nın istediği gibi yönlendireceği zayıf bir Rus ekonomisi…

***

Daha önce konuşmacı olarak katıldığım bir televizyon programında da söylemiştim…

Emperyalist Batı’nın önünde bir tampon devlet olmazsa, Batı bütün dünyayı kendi oyuncağı durumuna düşürür…

Bu tampon devlet, ancak güçlü bir Rusya olabilir.

Hem ekonomik gücü, hem de askerî gücüyle temayüz eden bir Rusya, Çin, İran, Hindistan, Pakistan, Türkiye, hatta Japonya gibi ülkelerle güçlü bağlar oluşturmak suretiyle ve bu saydığım ülkelere ilaveten Orta Asya’daki ve Kafkasya’daki eski Sovyet ülkeleriyle birlikte, Batı emperyalizmine karşı bir blok oluşturmak zorundadırlar…

Aksi takdirde emperyalist Batı,Yemen örneğinde olduğu gibi emrindeki uşaklarından oluşturduğu koalisyonlarla bile terör estirecek, güçsüz ülkeleri birer ikişer teslim alacaktır…

Her teslim alış, bağımsızlık uğruna mücadele verenlerin boğulması anlamına gelecektir…

***

Ne gariptir ve hazindir ki, sesimiz kısılmasın, birileri bizi boğmasın diye çırpınırken; kendi içimizde gırtlağımızı sıkmak için her türlü oyunu sergileyenler de var…

O da ayrı bir yazı konusu…

Cahit Kılıç

Ekler